Siyasal İslam, İslam dininin siyasi hayatta etkin bir şekilde kullanılması ve İslami değerlerin devlet politikalarına yansıtılması anlayışına dayanır. Bu kavramın kökeni, modern dünyada İslam’ın yeniden yükselişiyle birlikte ortaya çıktı.
Birçok araştırmacı, Siyasal İslamın kapısını ilk kez İran İslam Devrimi ile açıldığını savunuyor. 1979 yılında gerçekleşen bu devrim, Şah yönetimine karşı İslamcı bir ayaklanma sonucu gerçekleşti ve İran’da İslami bir devletin kurulmasına yol açtı. Bu olay, İslamcıların siyasi alanda etkin bir şekilde yer alabileceğini göstererek, İslami bir devletin kurulmasında İslam’ın bir araç olarak kullanılabileceğini kanıtladı.
Bununla birlikte, Siyasal İslam’ın kapısını açan tek olay İran İslam Devrimi değildi. 1928 yılında Mısır’da Hasan el-Benna tarafından kurulan Müslüman Kardeşler hareketi, Siyasal İslam düşüncesinin yayılmasında önemli bir rol oynadı. Bu hareket, İslam’ın siyasi alanda daha etkin bir şekilde kullanılması ve İslami değerlerin toplumda yer etmesi için mücadele etti. Aynı zamanda, Müslüman Kardeşler hareketi, İslamcıların siyasi güç olarak yükselişinde etkili olan diğer İslamcı hareketlerin de önünü açtı.
Siyasal İslam’ın kapısının açılmasında etkili olan diğer faktörler arasında, Arap dünyasında ve diğer İslam ülkelerinde yaşanan ekonomik, sosyal ve politik sorunlar da yer almaktadır. Bu sorunlar, İslamcıların toplumda ve siyasi alanda etkili bir rol oynamasına zemin hazırladı.
Sonuç olarak, Siyasal İslam’ın kapısının açılması, İslam’ın siyasi alanda etkin bir şekilde kullanılabileceğini gösteren İran İslam Devrimi ve Müslüman Kardeşler hareketi gibi olayların bir sonucudur. Ayrıca, Arap dünyası ve diğer İslam ülkelerinde yaşanan ekonomik, sosyal ve politik sorunlar da Siyasal İslam’ın yükselişine katkıda bulunmuştur. Bu gelişmeler, İslamcıların toplumda ve siyasi alanda daha etkin bir şekilde yer almalarına yol açmış ve Siyasal İslam düşüncesinin yayılmasına zemin hazırlamıştır.