Yazar: Geoffrey Smith
Investing.com – Avrupalı yatırımcılar dört yıldır Brexit saatlerinde erteleme düğmesine basıyorlar. Ancak bu hafta uyanmaları gerekecek ve piyasalar şimdiden bunun ilk sinyallerini veriyor.
Daha yerel odaklı İngiltere endeksi olan FTSE 250, hafta sonu boyunca 31 Aralık sonrasında iki taraf arasındaki ticaret ilişkisinden bahseden sürekli bir haber akışının ardından %0,7 düşerek Pazartesi günü Batı Avrupa’da en büyük kaybeden oldu. İngiltere’deki tabloid The Sun, Pazartesi günü Başbakan Boris Johnson’ın yeni görüşmeleri “saatler içinde” iptal edebileceğini bildirirken AB baş müzakerecisi Michel Barnier ise AB liderlerine yaptığı açıklamada iki tarak arasında hala “ciddi ayrılıklar” (balıkçılık hakları, devlet yardımı ve anlaşmazlık çözüm mekanizmaları gibi bilinen meseleler hakkında) olduğunu söyledi.
Geçişin düzensiz bir şekilde sona erme riski, birçok Avrupalı şirket için de doğal olarak olumsuz bir durum ve yine de Stoxx 600 sadece %0,4 oranında kaybetti.
Bu büyük bir satış değil. Bununla birlikte piyasa – tabi ki doğal olarak – son dört yılın çoğunda, endişelendiği veya heyecanlandığı daha önemli şeyler olduğunu düşündü ve yine doğal olarak her iki tarafın da kaotik bir geçiş riski istememesine çok fazla bel bağlayarak vaktinden önce bir anlaşmanın yapılacağını varsaydı.
Bu kayıtsızlık şimdiye kadar son dakika tehditleri ve her iki tarafın duruşlarıyla sarsılmamıştı. Tecrübeli AB izleyicileri, bloğun kesinlikle mecbur kalmadan asla bir karar almadığını bilir. Ancak o an – muhtemelen – AB liderlerinin buluşacağı Perşembe günü geliyor. Siyasi bir anlaşmaya varamazlarsa kalan tüm onay süreçlerini yıl sonuna kadar geçebilecek yasal bir metni tamamlama şansı kesinlikle ortadan kalkar.
Şimdiye kadar çok öngörülebilirdi. Ama son birkaç gün ve haftada ne değişti? İngiltere basınında çıkan haberlere göre iktidardaki Muhafazakar Parti anlaşmasız bir senaryonun ekonomik zararı konusunda daha rahat hale geldi. Çünkü bu büyük ölçüde, etkileri ülke genelinde çok daha doğrudan görülebilir hale gelen pandeminin yarattığı ekonomik zararla birleştirilecek. Bu, risk-ödül dengesini pek çok kişinin takdir ettiğinden daha fazla sarsmıştır.
AB tarafında ise çok az şey değişti çünkü – Berenberg Bank analisti Kallum Pickering’in işaret ettiği gibi – Barnier’in AB üye devletleri tarafından kendisine verilen yetki dahilinde çok az hareket alanı olduğu düşünüldüğünde pek bir şey değişemez. AB için soru şu: İstediği anlaşmayı elde etmek için İrlanda’ya (Brexit’in yarattığı aksaklıklara en çok maruz kalan ülke) ne kadar acı çekmeye istekli? Bu çerçevede Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un geçen haftaki müdahalesi – çok fazla taviz veren herhangi bir anlaşmayı veto etme tehdidi – İrlanda sınırında ve Kanal limanlarında sonsuza dek kaosa tahammül etme isteği olarak yorumlanmamalıdır. Aksine Macron, yaşanacak herhangi bir bozulmanın İngiltere ekonomisini AB ekonomisinden daha fazla vuracağını biliyor. Birçokları tarafından da paylaşılan tahminine göre sınırda yaşanan bir aylık sorunlar, taviz verme konusunda Avrupa’nın geri kalanına kıyasla İngilizler üzerinde çok daha fazla baskı oluşturacak.
Her iki durumda da “anlaşmasız bir senaryonun” çok uzun sürmesi olası değil. bugünün opsiyon piyasasında önceden belirlenmiş olan sterlinde ve İngiltere’nin hisse senetlerinde yaşanan düşüş, piyasalar yeni – ancak düzensiz – bir dengeye doğru ilerlerken muhtemelen bir satın alma fırsatı olacaktır.
Veya UBS Global Wealth Management (Küresel Varlık Yönetimi) baş ekonomisti Paul Donovan’ın sabah yaptığı bir podcast’te söylediği gibi: “Politikacıların öfke nöbetleriyle ilgilenmeyin – bu sadece onları cesaretlendirir.”